Türkiye'nin uzun yıllardır orta gelir tuzağına sıkışıp kaldığına dikkat çeken Arnold C. Harberger Ekonomi Profesörü ve Chicago Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ufuk Akçigit, enflasyonu düşürmenin önceliğinin mikro ve yapısal engelleri gölgelediğine dikkat çekti. Sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya.
Şehriban Kıraç'la röportaj yapıldı. Akçigit'in dikkat çektiği noktalar şöyle:
Akçigit, Türkiye'nin enflasyon sorununu tartışırken uzun vadede odaklanmamız gereken gerçek sorunları göz ardı etmememiz gerektiğini vurguluyor.
Özel sektörün Ar-Ge'ye harcama yapmamasının nedenlerinden biri de rekabet ortamının olmayışıdır. Üretim süreçlerimiz yüksek teknoloji içermiyor ve firmalarımıza yeterli teknik eleman yetiştiremiyoruz. Ayrıca üniversitelerin iş dünyası ile ilişkileri de maalesef yok denecek kadar az.
Çalışan nüfus içinde yüksek lisans derecesine sahip bireylerin oranı OECD ülkeleriyle karşılaştırıldığında azalıyor. Sadece rekabeti teşvik edecek politikalar uygulayamamakla kalmıyoruz, aynı zamanda işyerinde verimliliğe katkıda bulunacak yeteneklerin yetiştirilmesinde de yetersiz kalıyoruz.
Verimlilik artışı için Türkiye'nin mevcut konjonktürde bir mucizeye ihtiyacı var.
Türkiye 2012 yılında ekonomideki ivmeyi korusaydı bugün zengin ülkeler arasında yer alabilirdi. Ancak verimliliğe dayalı büyüme sağlanamadığı sürece ekonomik iyileşme geçici kalacaktır.
Sıfır Verimlilik Sorunu
Orta Gelir Tuzağından kurtulan ülkelerin en önemli özelliklerinden biri de istikrarlı bir büyüme sürecini onlarca yıl sürdürebilmeleridir. Türkiye'nin son 10 yıllık büyüme oranı sadece %3 civarında kalmış, verimlilik artışı ise son 10 yılda sıfıra düşmüştür.
Akçigit, beyin göçü konusunda nicelikten çok niteliğe odaklanmamız gerektiğini belirtiyor. Örneğin verimli bir akademisyenin ayrılması, verimsiz 100 akademisyenin ayrılmasına eşdeğerdir. Yurt dışından Türkiye'ye getirilen akademisyenlerin çoğu da verimsiz.
Türkiye'ye dönen bir akademisyenin verimliliği yüzde 10 azalırken, yurt dışına giden bir akademisyenin verimliliği yüzde 30 artıyor. Bu durum maaşlara, bilimsel olanaklara ve düşünce özgürlüğüne odaklanılması gerektiğini ortaya koyuyor.
İstanbul Üniversitesi'ndeki akademisyenlerin yurtdışındaki konferanslara katılmak için yol parası bulamamaları kaynak eksikliğini ortaya koyuyor. Böyle bir ortamda verimliliği artırmak oldukça zor görünüyor.
Üniversiteler Göz ardı ediliyor
Akçigit, şunları kaydetti: “Araştırmamızda Türkiye'deki üniversitelerde kaç akademisyenin yayın yaptığını inceledik. Sonuçlar birçok üniversitenin neredeyse sıfır düzeyde yayın yaptığını göstermektedir. Özellikle 2006'dan sonra açılan çoğu üniversitede yayınlanırsa kaliteli hakemli dergilerde araştırma yer bulamıyor” dedi.
Türkiye ekonomi politikalarını oluştururken üniversiteleri tamamen göz ardı ediyor. Ancak üniversiteler araştırmanın başladığı ve geliştirildiği yerlerdir. Profesörlerin maaşları ve çalışma koşulları tartışılmadığı sürece büyük resmi gözden kaçırıyoruz.
Uygun Politika Geliştirme
Bir sağlık sorunu yaşandığında öncelikle sorunun doğru tespit edilmesi, ardından uygun tedavi yöntemlerinin belirlenmesi gerekir. Endüstri 4.0 tartışmaları da bu bağlamda önem taşıyor. Teknolojinin geliştirilmesi için gerekli temellerin atılması ve stratejilerin belirlenmesi gerekmektedir.
Daha fazla veriye ve performansa dayalı sanayi politikalarına odaklanmamız gerekiyor. Sanayi politikalarını sosyal refah politikalarından ayırmamız ve en çok değer yaratacak şirketleri desteklememiz gerektiğini vurguluyor.
“Maalesef” diye tamamladı, “Bu alanda ciddi bir eylemin yapıldığına dair hiçbir işaret görmüyorum. Türkiye'nin ekonomik geleceği için bu konuların acilen ele alınması gerekiyor”.
REAL TURKEY'de İngilizce YouTube videolarımızı takip edin: https://www.youtube.com/channel/UCKpFJB4GFiNkhmpVZQ_d9Rg
Ve Twitter'daki içerik: @AtillaEng
Facebook: Gerçek Türkiye Kanalı: https://www.facebook.com/realturkeychannel/

Yorumlar kapalı.