Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ocak ve Şubat aylarında yapılması planlanan borç geri ödemelerinin 1,2 trilyon Türk lirasını aşmasıyla yeni yıla zorlu bir başlangıç yapmaya hazırlanıyor. Bu geri ödemelerin ölçeği ve bileşimi, özellikle enflasyona bağlı tahviller nedeniyle kamu maliyesi üzerindeki mali baskının altını çizerken, analistler iç borç çevirme oranının iyileşmesiyle birlikte koşulların 2026'da kademeli olarak rahatlayabileceğini öne sürüyor.
Yılın son aylarının bir sonraki yılın açılışına yaklaşması nedeniyle Hazine bu yükümlülükleri yönetmek amacıyla yoğun bir iç borçlanma stratejisi planlamıştır. Resmi tahminlere göre Aralık'tan Şubat'a kadar olan dönem son yıllarda borç ödemelerinin en yoğunlaştığı dönemlerden biri.
Görünümde İç Borç Ödemeleri Öne Çıkıyor
Veriler, Hazine'nin Aralık-Şubat döneminde yaklaşık 1,34 trilyon TL iç borç ödemesinin beklendiğini gösteriyor. Bu rakama karşılık 1,25 trilyon TL'ye yakın yeni iç borçlanma planlanıyor. Toplam iç borç geri ödemesinin yaklaşık 663 milyar TL'si anapara ödemelerinden, yaklaşık 674 milyar TL'si ise faiz ödemelerinden oluşacak. Ayrıca dış borç geri ödemelerinin Türk lirası bazında yaklaşık 267 milyar TL olması öngörülüyor.
Bu rakamlar, özellikle enflasyona endeksli tahvillerle ilgili faiz maliyetlerinin, Hazine'nin nakit akışı dinamikleri üzerinde ne kadar merkezi bir faktör haline geldiğini gösteriyor. Tüketici fiyat endeksine (TÜFE) endeksli tahviller genellikle yıllık faiz ödemelerini içerir ve bu ödemelerin zamanlaması yılın ilk aylarında yükü önemli ölçüde artırmıştır.
Neredeyse Tam Devir Oranı Sıkı Koşulların Sinyalini Veriyor
Gedik Yatırım Araştırma Analisti Burak Pırlanta'nın analizi, Hazine'nin bu dönemde 1,25 trilyon TL civarında planladığı iç borçlanmanın %99'a yakın bir iç borç çevirme oranına karşılık geldiğini gösteriyor. Bu, vadesi gelen iç borçların neredeyse tamamının yeni borçlanma yoluyla yeniden finanse edileceğini ve net geri ödeme için çok az yer bırakılacağını gösteriyor.
Bu çerçevede, geri ödemelerin ötesinde yeni tahvil ihracını ifade eden net iç borçlanmanın yaklaşık 587 milyar TL olacağı tahmin ediliyor. Bu önemli rakam, yalnızca yurt içi itfalardan değil aynı zamanda iç kaynaklarla karşılanması gereken dış borç yükümlülüklerinden kaynaklanan finansman ihtiyaçlarının boyutunu da yansıtıyor.
Ocak ve Şubat Ayları Yoğun Aylar Olarak Öne Çıkıyor
Hazine'nin geri ödeme takvimi özellikle Ocak ve Şubat 2026'da ağır aylık yükümlülüklere işaret ediyor; iç borç geri ödemeleri ayda 600 milyar TL'yi aşıyor. Bu yoğunlaşmanın arkasında iki faktör var: 564 milyar TL civarındaki yüksek faiz giderleri ve yaklaşık 663 milyar TL tutarındaki yüksek anapara geri ödemeleri.
Faiz yükünün büyük bir kısmı, yıllık kupon ödemelerinin bu pencerede vadesi gelen TÜFE'ye endeksli tahvillerden kaynaklanmaktadır. Bunun sonucunda yılın ilk iki ayındaki faiz ödemeleri diğer dönemlere göre orantısız derecede yüksek olup, yalnızca Ocak ve Şubat aylarında toplam iç borç ödemesi yaklaşık 1,2269 trilyon TL'ye ulaştı.
Kasım ve Aralık ayları ile karşılaştırıldığında bu keskin artış, Hazine'nin geri ödeme planının yılın başında ne kadar ön yüklemeli hale geldiğinin altını çiziyor.
Borçlanma Kalıpları Daha Geniş Finansman Stratejisini Yansıtıyor
Pırlanta'nın analizinde yılın ilk iki ayında planlı piyasa borçlanmasında da önemli bir artış olduğu ve bu dönemde toplam borçlanmanın 1,12 trilyon TL'yi aşmasının beklendiği belirtiliyor. Ocak-Şubat ayları için iç borç çevirme oranının %91,7 civarında olması öngörülüyor; bu, Aralık dahil edildiğinde görülen %100'e yakın rakamdan daha düşük, ancak yine de yoğun yeniden finansman faaliyetinin göstergesi.
Daha geniş resme bakıldığında, önceki aylarla arasındaki fark dikkat çekicidir. Hazine, Ocak-Kasım döneminde yaklaşık 2,4 trilyon TL iç borç geri ödemesi yaparken, 3,3 trilyon TL'ye yakın borçlanarak başlangıç planlarını yaklaşık 136 milyar TL aştı. Bu, yılın ilk on bir ayında iç borç çevirme oranının %136,7 olmasıyla sonuçlandı ve bu da finansman ihtiyaçlarını karşılamak için agresif borçlanmanın sinyalini verdi.
Dış tarafta ise Hazine aynı dönemde 20 milyar dolara yakın dış borç geri ödemesi yaparken, dış borçlanma 13 milyar dolar civarında gerçekleşti. Yabancı para nakit pozisyonundaki değişimler dikkate alındığında, iç borçlanmanın bir kısmının dış borç ödemelerinde etkin olarak kullanıldığı görülmektedir.
Görünüm: 2026'da Kademeli İyileşme Bekleniyor
Analistler, yakın vadedeki zorlu tabloya rağmen 2026 için daha yönetilebilir bir tabloya işaret ediyor. Hazine'nin Ekim 2026'ya kadar olan borç geri ödeme tahminlerine göre, Kasım 2025 ile Ekim 2026 arasındaki iç borç geri ödemelerinin toplamının yaklaşık 4,4 trilyon TL olması bekleniyor. Kısa vadeli tahvil ihracının devam ettiği göz önüne alındığında, bu rakamın aşılması muhtemel.
Aynı dönemde, öngörülen dış borç geri ödemelerinin 22,5 milyar doları aşması bekleniyor ve bu da iç borçlanmanın dış yükümlülüklerin finansmanında rol oynamaya devam edeceği ihtimalini güçlendiriyor.
Hazine Müsteşarlığı'nın Ekim ayında açıklanan 2026 yılı finansman programında toplam iç borçlanmanın yaklaşık 5,0 trilyon TL, aylık ortalama borçlanma ihtiyacının ise 400-420 milyar TL civarında olması öngörülüyor. Yılın tamamında planlanan iç borçlanma 5,3 trilyon TL'yi biraz aşıyor; bu da iç borç çevirme oranının yaklaşık %106 olduğu anlamına geliyor.
Pırlanta'nın analizi %110-115 aralığına doğru olası sapmalara izin verse de, 2025'te gözlemlenen kabaca %136'lık borç çevirme oranına kıyasla bu yine de önemli bir iyileşmeyi temsil ediyor. Böyle bir değişim, borçlanma ihtiyaçları yapısal olarak yüksek kalsa bile iç borç dinamikleri üzerindeki baskının azaldığına işaret ediyor.
Ağır Yükümlülüklerin Orta Vadeli İstikrarla Dengelenmesi
Veriler, Türkiye Hazinesi'nin yeni yıla yoğunlaşmış geri ödemeler ve yüksek faiz maliyetleri nedeniyle ciddi bir baskı altında girdiğini gösteriyor. Ancak ileriye dönük tahminler, 2026 yılında borç çevirme oranlarının da kademeli olarak normalleşeceğine işaret ediyor. Bu iyileşmenin planlandığı gibi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği enflasyon trendlerine, borçlanma maliyetlerine ve daha geniş makroekonomik koşullara bağlı olacak.
Şimdilik, yılın açılış ayları, borç yönetimi kapasitesi açısından kritik bir sınav olarak öne çıkıyor ve ilerleyen süreçte göreli bir rahatlama vaad ediyor.

Yorumlar kapalı.