Türkiye, en stratejik ulaşım ağlarını kapsayan devasa bir özelleştirme paketi için resmi olarak “başlat” düğmesine bastı. Bloomberg News'in haberine göre hükümet, İstanbul'un ikonik kıtalararası köprüleri ve dokuzdan fazla büyük otoyolunun işletme haklarını özel konsorsiyuma devretmeye hazırlanıyor.
Hareket, büyük miktarda döviz girişi yaratmayı ve ülkenin birincil altyapısının operasyonel maliyetlerini boşaltmayı amaçlayan yönetimin mali stratejisinde önemli bir değişikliğe işaret ediyor.
Danışman Rüya Takımı
Hükümet bu karmaşık satışa hazırlanırken hiçbir şeyi şansa bırakmadı. Küresel danışmanlık devi Ernst & Young LLP (EY) satış sürecini yönetmek ve finansal stratejiyi yapılandırmak üzere baş mali müşavir olarak atandı. Teknik açıdan Kanada merkezli BTY Grubu Altyapı analizi ve teknik durum tespiti yapmak üzere gemiye alındı.
Açık Artırma Blokundaki Varlıklar
Satışa sunulan varlıklar listesinde, Türkiye'nin en ağır trafik yükünü taşıyan transit ağının “taç mücevherleri” yer alıyor:
-
15 Temmuz Şehitler Köprüsü (eski adıyla Boğaz Köprüsü)
-
Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
-
Dokuzun üzerinde stratejik otoyol hattı Büyük endüstriyel ve kentsel merkezleri birbirine bağlıyor.
7 Milyar Dolar Eşiği: 2012'den Dersler
Bu, Türkiye'nin bu varlıkları özelleştirmeye yönelik ilk girişimi değil. 2012 yılında benzer bir ihaleye 2 bin kilometrelik otoyol ağı ve boğaz köprüleri için 5,7 milyar dolarlık teklif gelmişti. Ancak sürecin dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından durdurulduğu biliniyor.
Erdoğan o dönemde 7 milyar doların altındaki satışları “vatana ihanet” ve milli varlıkların değeri açısından yetersiz olarak nitelendirmişti. Bu yıl hükümetin, uluslararası yatırımcıları çekmek için artan trafik hacmine ve güncellenen ücret yapılarına güvenerek 2012 tabanının çok üzerinde bir değerleme hedeflemesi bekleniyor.
CHP neden şiddetle karşı çıkıyor?
Hükümet özelleştirmeyi mali rahatlamanın bir aracı olarak görürken, ana muhalefet Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) harekete karşı şiddetli bir kampanya başlattı. Partinin muhalefetinin temelinde üç temel kaygı yatıyor:
1. “Milletin Malını Satmak”
CHP, bu köprü ve otoyolların Türk vatandaşlarının vergileriyle yapıldığını ve kamuya ait olduğunu savunuyor. Parti liderliği, özelleştirmeyi kısa vadeli bütçe açıklarını kapatmak için “aile gümüşünün satılması” olarak nitelendirdi. Bu kadar stratejik öneme sahip altyapının, özel kar marjlarından ziyade kamu çıkarına hizmet etmesinin sağlanması için devlet kontrolü altında kalması gerektiğini ileri sürüyorlar.
2. Garantili Ödeme Yükü
CHP'nin en önemli çekişme noktalarından biri bu anlaşmalarda sıklıkla kullanılan “Kamu-Özel Ortaklığı” (PPP) modelidir. Muhalefet, önceki projelerin Hazine'ye, trafik hacmi belirli bir eşiğin altına düştüğünde devletin özel operatöre ödeme yaptığı devasa “garanti ödemeleri” yüklediğini savunuyor. CHP, hükümetin özel firmalara ulusal bütçeden sübvansiyon ödemeye devam etmesi nedeniyle bu yeni özelleştirmenin vatandaşlara daha yüksek faturalar vermesiyle sonuçlanacağından korkuyor.
3. Ulusal Güvenlik ve Egemenlik
CHP ulusal güvenlikle ilgili endişelerini de dile getirdi. Bu otoyollar ve köprüler Türk ekonomisinin ve askeri lojistiğinin dolaşım sistemini temsil ettiğinden muhalefet, bunların yönetiminin özel ve potansiyel olarak yabancı kuruluşlara devredilmesinin ulusal egemenlik açısından risk oluşturduğunu savunuyor. Daha yüksek geçiş ücretlerinin ve azalan devlet denetiminin sosyal maliyetinin, acil nakit enjeksiyonundan çok daha ağır bastığını öne sürerek, ihaleye mahkemede itiraz etme sözü verdiler.
İleriye Bakış
Resmi ihale sürecinin bu yılın sonlarında resmi olarak başlatılması bekleniyor. Uluslararası yatırımcılar için anlaşma, yüksek verimli, yüksek hacimli altyapıyı yönetmek için nadir bir fırsatı temsil ediyor. Ancak hükümetin yüksek değerleme hedeflerini, “kritik altyapının millileştirilmesini” platformunun önemli bir parçası haline getiren güçlü ve kararlı muhalefetin oluşturduğu siyasi riskle karşılaştırmak zorunda kalacaklar.

Yorumlar kapalı.