Yüksek faiz oranları ve inatçı enflasyon satın alma gücünü yıpratmaya devam ederken, Türkiye'de sabit gelirli hanelerin üzerindeki mali baskı da yoğunlaştı. Türkiye Bankalar Birliği (TBB) Risk Merkezi'nden alınan yeni veriler, hane halkı borcunun daha önce görülmemiş seviyelere çıktığını göstererek, milyonlarca vatandaşın günlük yaşam masraflarını karşılamak için giderek daha fazla krediye bel bağladığının altını çiziyor.
TBB Risk Merkezi'nin Ekim 2025 rakamlarına göre bireysel kredi bakiyeleri bir önceki yıla göre yüzde 59 gibi çarpıcı bir artış göstererek 5,44 trilyon TL'ye yaklaştı. Bu keskin artış, ücretlerin artan maliyetlere ayak uydurmakta zorlandığı bir ortamda borçlanmaya artan bağımlılığın altını çiziyor.
Bireysel Borçlu Sayısı Artmaya Devam Ediyor
Hanehalkı borcundaki artış, yüksek bakiyelerle sınırlı değil; aynı zamanda artan sayıda borçlu tarafından da yönlendirilmektedir. Alıntı yapılan veriler Nefes Gazete, bireysel kredi veya kredi kartı borcu olan bireylerin sayısının sadece bir yılda 1,9 milyon artarak toplam 43,3 milyon kişiye ulaştığını belirtiyor.
Bu eğilim, nüfusun önemli bir kısmının yüksek gıda fiyatları, konut maliyetleri ve günlük harcamaların neden olduğu gelir uçurumunu kapatmak için kredi araçlarına yöneldiğini gösteriyor. Bir zamanlar kısa vadeli borçlanma, birçok hane için giderek uzun vadeli bir finansal gerçeklik haline geliyor.
Kişi Başı Ortalama Borç 125.000 TL'yi Geçti
Artan finansal stresin en çarpıcı göstergelerinden biri, borçlu başına ortalama borçtaki keskin artıştır. Geçtiğimiz yıl ortalama bireysel borç %42,7 oranında artarak 88.155 TL'den 125.748 TL'ye yükseldi.
Bu artış yalnızca daha geniş enflasyon ortamını değil, aynı zamanda yüksek faiz oranlarının bileşik etkisini de yansıtıyor. Borçlanma maliyetleri arttıkça, kredi yoluyla finanse edilen rutin harcamalar bile zaman içinde önemli ölçüde daha pahalı hale geliyor ve hane halkı kırılganlığını derinleştiriyor.
Hanehalkı Borçlarının Neredeyse Yarısını Kredi Kartları Oluşturuyor
Hanehalkı borcunun bileşimine daha yakından bakıldığında, kredi kartlarının borçlanma büyümesinin baskın itici gücü olduğu ortaya çıkıyor. Kredi kartı bakiyeleri artık bireysel borçların neredeyse yarısını oluştururken, toplam ödenmemiş kart borcu 2,7 trilyon TL'ye yaklaştı.
Geçtiğimiz yıl kredi kartı bakiyeleri yüzde 50 artarken, kişi başı ortalama kredi kartı borcu 66 bin 983 TL'ye yükseldi. Bu model, kredi kartlarının yalnızca isteğe bağlı harcamalar için değil, aynı zamanda yiyecek, kamu hizmetleri ve kirayla ilgili harcamalar gibi temel ihtiyaçlar için de giderek daha fazla kullanıldığını gösteriyor.
Tüketici Kredileri ve Kredili Mevduatlar da Hızla Genişliyor
Hanehalkı borçlanmasında kredi kartlarının ötesinde tüketici kredileri de önemli bir rol oynamaya devam ediyor. Tüketici kredisi bakiyesi 1.325 trilyon TL'ye ulaşarak bireysel borçların en büyük ikinci bileşeni oldu.
Kullanıcı başına ortalama ihtiyaç kredisi bir yılda %61 artışla 130.683 TL'ye ulaştı. Bu keskin artış, hane halkının borçlarını konsolide etmek, önemli giderleri karşılamak veya azalan reel gelirleri dengelemek için giderek daha fazla bireysel kredi kullandığını gösteriyor.
Bu arada, Kredili Mevduat Hesapları (KMH) olarak bilinen kredili mevduat hesaplarındaki bakiyeler daha da dramatik bir şekilde arttı. Diğer kısa vadeli kredi seçeneklerine göre nispeten daha düşük faiz oranları nedeniyle sıklıkla tercih edilen KMH'nin bakiyesi bir önceki yıla göre %81 artışla 702 milyar TL'ye yükseldi. Bu büyüme, hane halkının nakit akışı baskısını yönetmek için mevcut her türlü likidite kaynağından nasıl yararlandığının altını çiziyor.
Sorunlu Krediler Artan Geri Ödeme Stresinin Sinyali
Borçlanmadaki artışa, geri ödeme kapasitesindeki endişe verici bir bozulma da eşlik ediyor. Ödememe nedeniyle tasfiyeye giren krediler son bir yılda yüzde 91 oranında çarpıcı bir artış göstererek yaklaşık 668 milyar TL'ye ulaştı.
Takipteki bireysel kredilerdeki bu keskin artış, hane halkı geliri ile borç yükümlülükleri arasındaki artan uçurumu yansıtıyor. Faiz giderleri arttıkça ve harcanabilir gelir azaldıkça, daha fazla borçlu geri ödemeye yetişmekte zorlanıyor, bu da bankaları artan kredi payını sıkıntılı olarak sınıflandırmaya itiyor.
Ticari Kredi Stresi de Yoğunlaşıyor
Hanehalkı borcu, gerginlik belirtileri gösteren tek alan değil. Ticari kredi bakiyeleri bir önceki yıla göre %41 artarak 17,2 trilyon TL'ye ulaştı. Aynı zamanda takipteki ticari krediler de %77 artışla 438 milyar TL'ye yükseldi.
Sektörel veriler inşaatın en ağır etkilenen sektör olduğunu ve sektörel borcun %54 oranında arttığını gösteriyor. Bu durum, finansman baskılarının hane halklarının ötesine geçerek daha geniş reel ekonomiye, özellikle de faiz oranlarına ve ekonomik döngülere duyarlı sektörlerde yayıldığını gösteriyor.
Finansal Kırılganlığın Daha Geniş Bir Resmi
Veriler bir arada ele alındığında, Türkiye ekonomisi genelinde finansal kırılganlığın arttığının bir resmini çiziyor. Yüksek enflasyon reel gelirleri aşındırırken, yüksek faiz oranları da borçlanma maliyetini artırıyor. Bu ortamda hane halkı krediye daha fazla güveniyor ancak bu borcu ödeme yetenekleri zamanla zayıflıyor.
Hem hane halkı hem de ticari takipteki kredilerdeki hızlı büyüme, mevcut gidişatın sürdürülmesinin zor olabileceğine işaret ediyor. Reel gelir artışında anlamlı bir iyileşme veya borçlanma maliyetlerinde istikrar sağlanmadıkça, borç yüklerinin hem tüketiciler hem de işletmeler için önemli bir sorun olmaya devam etmesi muhtemeldir.

Yorumlar kapalı.