Dr. Doğacan Başaran'a özel — Yunanistan Başbakanı Kyriakos Mitsotakis'in 13 Mayıs'taki Türkiye ziyareti, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Aralık ayında Atina ziyaretiyle başlatılan normalleşme sürecinde önemli bir ilerlemeye işaret ediyor. Her iki taraf da krizleri dondurma ve işbirliği alanlarını vurgulama tutumunu sürdürme konusunda kararlı görünüyor.
En net mesaj, Mitsotakis'in ziyareti öncesinde Yunan gazetesi Kathimerini'ye verdiği röportajda Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan geldi.
“Amaç basit: Sorunları çözmek ve dostluğumuzu güçlendirmek. Bunun için Türkiye son dönemde samimi ve etkili adımlar attı, atmaya devam etmeyi düşünüyoruz.”
İlişkilerdeki bu ısınmanın kökeni, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Aralık ayında Atina ziyareti sırasında imzalanan Dostluk İlişkileri ve İyi Komşuluk Atina Bildirgesi'ne dayanıyor. Bildirgeye göre her iki taraf da anlaşmazlıklarını uluslararası hukuka uygun olarak çözmeye kararlıdır. Ticaret, ekonomi, turizm, ulaştırma, enerji gibi sektörlerdeki iş birliği fırsatlarına odaklanacaklar.

10 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefi
İki ülke, ekonomik karşılıklı bağımlılıklarını ticari ilişkilere dinamizm katacak bir katalizör olarak kullanmayı planlıyor. Bu çerçevede ticaret hacminin 6 milyar dolardan 10 milyar dolara çıkarılması hedefi ilişkilerin geleceği açısından önem taşıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da “İkili ticaretimizi 10 milyar dolara çıkarma hedefi koyduk” diyerek bunun altını çizdi.
Yunanistan Türkiye'yi destekliyorAB üyeliği
Türkiye-Yunanistan ilişkilerindeki normalleşme sürecinin Ankara'nın Avrupa Birliği'ne üyelik hedefini destekleyebileceğini öngörmek mümkün. Miçotakis'in Türkiye'nin AB üyeliğine verdiği desteği dile getirmesi, Yunanistan'ın daha önce veto ettiği fasılların açılmasına ilişkin beklentileri artırdı. Miçotakis de bu beklenti doğrultusunda, Aralık ayında Atina'da yaptığı açıklamaları yineleyerek duruşunu yineledi: “Yunanistan, Türkiye'nin AB perspektifinin her zaman güçlü bir destekçisi olmuştur.” Bu, Ankara ile Brüksel arasında yeni bir normalleşme dönemi anlamına geliyor.
Kültürel diplomasi
İlişkilerin normalleşmesinin ardındaki itici güç, yüzyıllara yayılan ortak bir tarihe sahip Türk ve Yunan halkları arasındaki kültürel alışveriştir. Bu bağlamda turizmin karşılıklı teşvik edilmesi ve Yunan adalarına ziyarette bulunan Türk vatandaşlarına kapıda vize uygulamasının başlatılması büyük önem taşıyor. Yunan lider basın toplantısında bu hususu yineledi.

Deniz diplomasisinden gerçek diplomasiye
Ankara ile Atina arasındaki normalleşme süreci, “deniz diplomasisinden” “gerçek diplomasiye” geçiş anlamına geliyor. Dolayısıyla tarafların sürece ilişkin en önemli beklentisinin krizlerin dondurulması ve gerilimlerin azaltılması olduğu söylenebilir. Son dönemde artan gerilimler sıcak çatışma riskini de beraberinde getiriyor. Her şeyden önce taraflar krizin kontrolden çıkmasını önlemek istiyor. Ancak yakınlaşma sürecine rağmen iki ülke arasında yapısal sorunların bulunduğunu da vurgulamak gerekiyor. Bu anlaşmazlıklar liderlerin basın toplantısına da yansıdı.
Normalleşme sürecinin önündeki zorluklar
Her ne kadar iki liderin yapıcı mesajları son derece önemli olsa da Türk-Yunan ilişkilerindeki olumlu atmosferin uzun vadede sürdürülebilir olduğunu söylemek aşırı iyimserlik olur.
Hatta bazen bazı sorunlara en mantıklı yaklaşımın çözüm aramaktan kaçınmak olduğu söylenebilir. Örneğin Kıbrıs Sorunu'nda Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin adanın tek temsilcisi olduğunu iddia ediyor. Türkiye ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) egemenlik ve bağımsızlığını tanıma konusunda oldukça net. Yani Türkiye iki devletli çözümden yanadır. Kıbrıs adasında gerilimin arttığı dönemlerde bu konu kaçınılmaz olarak iki ülkeyi karşı karşıya getirecektir.
Ankara-Atina hattındaki bir diğer sorun ise Yunanistan'ın Lozan Antlaşması'nda “silahsızlaştırma” şartıyla kontrol ettiği Ege adalarını silahlandırması. Bu Türkiye'nin güvenliğini tehdit ediyor.
Ankara ilişkilerdeki olumlu havanın bozulmaması için bu konuda yapıcı bir tutum benimsemiş olsa da Yunanistan'ın adaları silahlandırmasının orta ve uzun vadede krize yol açması muhtemel. Aslında Yunanistan'ın Lozan Antlaşması'nı ihlal ederek Lozan'daki statükoyu bozduğu göz önüne alındığında, Türkiye'nin adalar üzerinde hak iddia etmesi meşru olabilir.
Üstelik Yunanistan'ın silahlanma çabaları Türkiye için potansiyel bir tehdit olarak algılanıyor. Yunanistan'ın Almanya ve Fransa gibi ülkelerle yaptığı silah anlaşmaları yoluyla hava kuvvetlerini güçlendirme hamleleri, bu askeri takviyenin amaçlanan hedefi hakkında soru işaretleri yaratıyor. Buna ek olarak, Yunanistan'ın Türkiye sınırına yakın Dedeağaç'ta askeri varlıkların inşasına izin verme konusunda ABD ile işbirliği yapması ikili ilişkilerdeki güvensizliği artırdı.
Benzer kriz bölgesi Doğu Akdeniz
Yunanistan'ın, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile işbirliği içinde, Doğu Akdeniz'deki hidrokarbon rezervleriyle ilgili Türkiye'nin ve KKTC'nin haklarına tecavüz ettiği algılanıyor. Sevilla Haritası'na dayanan EastMed gibi projeler, Türkiye karşıtı koalisyon kurma çabaları olarak görülüyor. Bu durum Doğu Akdeniz'i işbirliği bölgesinden kriz bölgesine dönüştürüyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan da ziyaret öncesi yaptığı açıklamalarda bu konudaki endişelerini dile getirerek, Doğu Akdeniz'de Türkiye'nin katılımı olmadan oyun oynamanın mümkün olmadığını vurguladı.
Ayrıca Yunanistan'ın Lozan Antlaşması'nı ihlal ederek Batı Trakya Türklerinin müftü seçme hakkını kaldırması ve Türkçe eğitim veren okulların sayısını azaltması da anlaşmazlıkları derinleştiriyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlişkilerimizde oluşan olumlu atmosferin, Türk azınlığın ve Yunanistan'daki soydaşlarımızın haklarının gerçekleşmesine katkı sağlamasını bekliyoruz.” diyerek Ankara'nın beklentilerini ortaya koydu. Erdoğan'ın mesajına rağmen Miçotakis'in Batı Trakya'da Müslüman ve Hıristiyanların uyum içinde yaşadığı yönündeki açıklaması da göz ardı edilmemesi gereken bir detay.
İki ülke arasında sadece ikili ilişkilerde değil, bölgesel ve küresel konularda da anlaşmazlıklar bulunuyor. Erdoğan'ın Miçotakis'in Hamas'ın terör örgütü olduğu iddiasına verdiği tepki de bunu gösteriyor. Ancak her iki ülke de Gazze Şeridi'nde ateşkes konusunda anlaştı.
Sonuç olarak, Türkiye-Yunanistan ilişkileri Erdoğan ve Miçotakis'in yapıcı adımlarıyla iyileşirken, altta yatan çözülmesi gereken yapısal sorunlar var. Yunanistan'ın bu zorlukların üstesinden gelmek için proaktif önlemler alması gerekiyor.

Yorumlar kapalı.