Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk çeyreğini, artan küresel jeopolitik gerilimler ve yurtiçinde enflasyonu düşürmeye yönelik çabaların şekillendirdiği karmaşık bir ortamda tamamladı. Mart ayı bütçe sonuçları bir ikilemi ortaya koyuyor: Vergi geliri performansı güçlü kalırken, artan faiz harcamaları ve artan enerji maliyetleri genel mali denge üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor.
Genel Görünüm: Faiz Dışı Dengede İyileşme
Mart ayı merkezi yönetim bütçesi yıllık açıkta marjinal bir daralmaya işaret ediyor. İş Bankası Ekonomik Araştırma dönemi aşağıdaki verilerle özetlemektedir: “Merkezi yönetim bütçesi Mart'ta 229,9 milyar TL açık verdi… Bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 60,6 artarak 1,2 trilyon TL'ye ulaşırken, bütçe giderleri daha sınırlı bir artışla yüzde 42,1 ile 1,5 trilyon TL'ye ulaştı.” Raporun en önemli çıkarımı ise 6,1 milyar TL'lik faiz dışı fazla olup, bütçe açığının ilk çeyrekte geçen yılın aynı dönemine göre %40,9 oranında azaldığının sinyalini veriyor.
Gelir tarafında, gelir ve kurumlar vergilerinde büyük artışlar hakim oldu. İş Bankası'nın verilerine göre gelir vergisi yüzde 81 oranında artarken, kurumlar vergisi tahsilatı da yaklaşık 4,5 kat arttı. Ancak bu olumlu ivme, tüketime dayalı vergilerdeki daha ılımlı büyümeyle kısmen dengeleniyor.
Harcamalarda Katılık ve “Kemer Sıkma” Tartışması
Gelir artışına rağmen harcama tarafında mali disiplinin personel maliyetleri ve transfer ödemeleri yoluyla test edildiği öne sürülüyor. Analistler Şeker Yatırım harcama kompozisyonu hakkında eleştirel bir bakış açısı sunar: “Bütçe detaylarına baktığımızda sermaye transferleri dışındaki tüm harcama kalemleri enflasyonun üzerinde seyrediyor. Bu anlamda gerçek kemer sıkma politikalarını uygulamaktan uzağız diyebiliriz.”
Şeker Yatırım, enflasyon etkisi nedeniyle personel giderlerinin yüksek kaldığını, cari transferlerin ise ayda yaklaşık 500 milyar TL ile “katı” hale geldiğinin altını çiziyor. Bu ayki spesifik baskılar arasında 58 milyar TL'lik tatil ikramiyeleri ile EÜAŞ'a (16 milyar TL) ve kamu bankalarına (26 milyar TL) yapılan önemli transferler yer aldı. Ayrıca firma, faiz baskısının mali çerçeveyi etkileyen para politikasının yarattığı enflasyonun doğrudan bir yansıması olduğunu belirtiyor.
Jeopolitik Riskler ve Enerji Yükü: Eşel Mobil Etkisi
Mart ayının başından bu yana Ortadoğu'da yaşanan jeopolitik sürtüşmeler, enerji fiyatları aracılığıyla Türkiye bütçesini doğrudan etkiledi. Vakıf Yatırım bu gelişmeleri bütçe hedefleriyle ilişkilendiriyor: “Mart ayının ilk haftasında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hamlelerinin ardından jeopolitik gerilimin artması ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması enerji fiyatları üzerinde yukarı yönlü baskı yarattı.” Enflasyon üzerindeki etkiyi azaltmak amacıyla “Eşel Mobil” sistemi yeniden devreye alınarak tüketiciyi koruyan ancak devletin Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) geliri kaybına yol açan bir uygulama oldu.
Al Baraka Bankası stratejistler bu bağımlılığa ilişkin ileriye dönük bir uyarıda bulunuyor: “Küresel piyasalarda yüksek seyreden petrol fiyatları önümüzdeki dönemde bütçe dengesi açısından temel risk oluşturacak… Yüksek enerji maliyetlerinin Eşel Mobil sistemi üzerinden vergi tahsilatını sınırlaması bütçe görünümünü jeopolitik gelişmelere karşı oldukça hassas hale getiriyor.”
Yıl Sonu Tahminleri ve Bütçe Açığı Tahminleri
Vergi sürelerindeki teknik değişiklikler ve geçici etkiler, yılın geri kalanı için kesin bir çizgi çizmeyi zorlaştırıyor. Fakat, Akbank Ekonomik Araştırmalar İlk çeyrekte temel eğilim güçlü olsa da dış şokların bu gidişatı değiştirebileceğini belirtiyor: “İlk çeyrekteki temel eğilimin GSYH'nin yüzde 0,9'u oranında faiz dışı fazlaya ve tüm yıl için yüzde 2,7'lik bütçe açığına işaret ettiğini hesaplıyoruz.”
Ancak Akbank analistleri, devam eden savaş hali, artan enerji fiyatları ve artan faiz ödemeleri nedeniyle bu eğilimin bozulacağını öngörüyor. Sonuç olarak, yıl sonu tahminlerini revize ederek bütçe açığının GSYH'ye oranının yaklaşık 200.000 civarında gerçekleşebileceğini öne sürdüler. %4,0. Bölgesel çatışmaların süresi ve kapsamı, hükümetin mali manevra alanı açısından en kritik değişken olmaya devam edecek.
Sonuç olarak, Türkiye'nin Mart 2026 bütçesi, güçlü vergi tahsilatıyla “dayanıklılık” sergiliyor ancak küresel krizlerin ve yurt içi faiz yükünün yarattığı yapısal risklere karşı kırılgan olmaya devam ediyor. Mali disiplinin sürdürülebilmesi büyük ölçüde enflasyonla mücadele politikalarının başarısına ve küresel enerji piyasalarındaki istikrara bağlı olacaktır.

Yorumlar kapalı.