Türkiye Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, artan eleştirilere karşı hükümetin ekonomik programını savundu, itirazları “çok dar görüşlü” olarak nitelendirdi ve mevcut politika çerçevesi olmasaydı enflasyonun çok daha yüksek seviyelere çıkabileceğini savundu.
Medyadan Artan Eleştiri
Türkiye Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek hükümetin ekonomik programına yönelik son dönemde yerel medyanın bazı kesimlerinde yoğunlaşan eleştirilere yanıt verdi.
Hükümet yanlısı gazete Yeni Şafak yakın zamanda enflasyonla mücadele programının başarısız olduğunu ileri sürerek, faiz oranlarının %8,5'ten %50'ye keskin yükselişini ve euro ve dolar döviz kurlarındaki önemli artışları vurguladı. Raporda ayrıca genişleyen cari açık ve iddia edilen fabrika kapanışlarına da dikkat çekildi.
“Türkiye Borç Düzeyinde Avantajlı”
Kanal 7 Medya Grubu'nun düzenlediği “Yükselen Türkiye Zirveleri” etkinliğinde konuşan Şimşek, Türkiye'nin borç durumunun göreli olarak uygun olduğunu vurguladı.
Küresel borcun dünya GSYH'sinin yüzde 300'ünü aştığını, gelişmekte olan piyasalarda ise bu oranın yüzde 235, Türkiye'de ise yüzde 92 civarında olduğunu belirtti. Şimşek'e göre bu durum Türkiye'nin toplam borçluluk açısından nispeten güçlü bir konumda olduğunu gösteriyor.
Tim Ash: Şimşek'in Alternatifi Nedir?
Sürdürülebilir Büyümenin Anahtarı Düşük Enflasyon
Şimşek, enflasyonla mücadele politikalarının gevşetilmesine yönelik çağrılara, bu tür görüşlerin dar görüşlü olduğunu öne sürerek geri adım attı.
“Approaches suggesting we have done enough to fight inflation and should now stop are very myopic,” he said, stressing that sustainable and long-term growth depends on achieving low inflation.
Nispeten düşük hane halkı ve şirket borç seviyelerinin, enflasyonun tek haneli rakamlara indirilmesi durumunda daha güçlü bir büyüme için temel oluşturduğunu da sözlerine ekledi.
Sağlık ve Turizmde Fırsatlar
Büyüme fırsatlarına dikkat çeken Şimşek, sağlık turizmi ve yaşlı bakımı hizmetleri alanında genişleyen küresel pazarın şu anda 4,2 trilyon dolar değerinde olduğunu ve orta vadede 8,5 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğine dikkat çekti.
Türkiye'nin hem turizm hem de sağlık alanında iyi bir konumda olduğunu ve bu güçlü yönleri birleştirmenin önemli bir ekonomik potansiyel ortaya çıkarabileceğini söyledi.
Ekonomik Programın Üç Aşaması
Şimşek, hükümetin ekonomik programının üç aşamadan oluştuğunu, ilk aşamada risklerin istikrara kavuşturulmasına odaklandığını belirtti.
2023'teki yıkıcı depremlerin kamu maliyesi üzerinde büyük baskı oluşturduğunu ve mali disiplini kritik hale getirdiğini hatırlattı. Yeniden yapılanmayı para yaratarak finanse etmenin hiperenflasyonu tetikleme riski taşıyacağı konusunda uyardı.
Erken Emeklilik Planının Mali Baskıları
Bakan ayrıca, yaklaşık 3 milyon insanı nispeten genç yaşlarda emekliye ayıran erken emeklilik planının (EYT) mali etkisine de dikkat çekti.
Uzun vadeli bütçe etkileri nedeniyle bu tür politikaların dikkatli bir şekilde yönetilmesi gerektiğini belirtti.
TCMB Faiz Oranını %37'de Tuttu, Enflasyona Yönelik Artan Risklere İşaret Ediyor
“Bu Program Olmasaydı Enflasyon Nerede Olurdu?”
Şimşek, Türkiye'nin 2023 yılında 120 milyar dolarlık ticaret açığı ve dış finansmana sınırlı erişimle karşı karşıya olduğunu vurguladı.
Programın ödemeler dengesi krizini önleme ve üç haneli enflasyonu önleme açısından önemli olduğunu savundu.
“Enflasyonun bir seviyedeyken şimdi başka bir seviyede olduğunu söylemek kolay” dedi. “Ancak bu program olmasaydı enflasyonun nereye gideceğini dikkatli düşünmek gerekiyor.”
Kısa Vadeli Düşünmeye Karşı Uyarı
Şimşek, ekonomi politikasına ilişkin basit ve kısa vadeli değerlendirmeler olarak tanımladığı değerlendirmeleri eleştirerek sözlerini tamamladı.
Hükümetin stratejisinin, hızlı fakat potansiyel olarak istikrarı bozucu çözümler sunmak yerine, makroekonomik istikrarı yeniden tesis etmeyi ve sürdürülebilir büyüme için gerekli koşulları yaratmayı amaçladığını vurguladı.
Kaynak: Diken

Yorumlar kapalı.